Belayla denenmeyen kul sevilmez

İmam Sâdık (a.s.), müminin cüzam, alaca ve benzeri hastalıklara müptela olması hakkında sorulunca O şöyle buyurmuştur: “Bela müminden başkasına yazılmış mıdır ki?” (el-Bihar, 67/221/27).

İmam Bâkır (a.s.), Sedir’in, “Allah mümini müptela eder mi?” sorusu üzerine şöyle buyurmuştur: “Müminden başkası belaya düçar olur mu ki? Hatta Sahib-i Yasin (Habib-i Neccar) şöyle dedi: 'Keşke kavmim bilseydi!' O mükenne idi. “Mükenne’ nedir?” diye sorulunca “Cüzam idi” diye buyurdu.” (a.g.e., s.241/72).

Kötü amellerin belalardaki rolü hakkında Kur’an'da şöyle geçer: “Başınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür. O, yine de çoğunu affeder.” (Şûra, 30).

Bu hususta Resûlullah'ın (s.a.a.) sözleri şöyledir:

“Allah-u Teâlâ Eyyub’a (a.s.) şöyle vahyetti: 'Sen belaya uğramana sebep olan hatanın ne olduğunu biliyor musun?' Eyyub (a.s.), 'Hayır' deyince, 'Sen Firavun’a gidince onunla iki kelime yumuşak konuştun' buyurdu.” (ed-Deavat li’l-Ravendi, 123/304, Bak Mudahene, 1275. Bölüm).

Belaya düçar olmayan Allah indinde sevilmez. Bu hususta Resûlullah (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: “Allah cismi ve mali belaya müptela olmayan şeytan sıfatlı insandan nefret eder.” (el-Bihar, 81/174/11).

İmam Ali (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Esenlik dert olarak yeter!” (a.g.e., s.174/11).

İmam Sâdık (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurmuştur: Eğer mümin kulum alınmasaydı kafirin başını ebedi olarak ağrımasın diye demirden bir kılıfla kaplardım.” (el-Kafi, 2/257/24).

İmam Zeyn’ul-Âbidin (a.s), “Eğer insanları küfürde tek bir ümmet kılmasaydık” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Allah’ın bu ayetten maksadı (başka) bir din üzere olmalarından ve tümüyle küfre düşmelerinden korkulan Muhammed’in (s.a.a.) ümmetidir.” (İlel’uş-Şerayi, 589/33).

İmam Sâdık (a.s.), aynı ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur: “Eğer Allah böyle yapsaydı, hiç kimse iman etmezdi. Ama Allah-u Teâlâ müminlerden zenginler, kafirlerden fakirler ve aynı zamanda kafirlerden zenginler, müminlerden fakirler kılmış, sonra da onları emir, yasak, sabır ve rıza ile imtihan etmiştir." (Nur’us-Sakaleyn, 4/599/31). (Muhammed Muhammedî Reyşehrî, Mizanu'l-Hikmet).

OKAN EGESEL - YENİ MESAJ