'Her musibet ellerinizle kazandıklarınızdandır'

Günahların bela vasıtasıyla arıtılması konusunda İmam Ali (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Taraftarlarımızın günahlarını ve bu vesile ile itaatleri salim kalsın ve sevaba hak kazansın diye dünyada zorluğa düşürmekle temizleyen Allah’a hamd olsun.” (el-Bihar, 67/232/48).

İmam Ali (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Sizlere Aziz ve Celil olan Allah’ın Kitabında en üstün olan ayeti haber vereyim mi? Resûlullah (s.a.a.) bize şöyle buyurmuştur: 'Sizlere ulaşan her musibet ellerinizle kazandıklarınızdandır.' Aziz ve Celil olan Allah dünyada cezalandırdığı kimseyi ahirette yeniden cezalandırmaktan daha yücedir ve dünyada affettikleri hususunda (ahirette) affından geri dönmekten daha hilmlidir.” (a.g.e., 81/188/45).

İmam Ali (a.s.) yine şöyle buyurmuştur: “Allah mümin bir kulunu bu dünyada cezalandırırsa artık kıyamet günü onu yeniden cezalandırmaktan daha hilmli, daha yüce, daha cömert ve daha kerimdir.” (a.g.e., 179/25).

Bu hususta İmam Bâkır (a.s.) da şöyle buyurmuştur: “Allah-u Tebarek ve Teâlâ bir kul günah işlediği halde kendisine ikramda bulunmak isterse onu hastalığa müptela eder. Eğer böyle yapmazsa onu fakirliğe düçar kılar. Eğer bunu da yapmazsa ona can vermeyi zorlaştırır. Ama kulu güzel işleri olduğu halde onu hor kılmak isterse ona sağlam bir beden verir. Bunu yapmazsa geçiminde genişlik verir, bunu da yapmazsa ona ölümü kolaylaştırır.” (A’lam’ud-Din, 433).

Yunus b. Yakup, İmam Sâdık’tan şöyle buyurduğunu işittiğini söylüyor:

“Kırk günde bir defa bir belaya düçar olmayan beden melundur, melundur.”

“Melun mudur?” diye sorunca, “Melundur” diye buyurdu.

Bu işin bana ağır geldiğini görünce de şöyle buyurdu: “Ey Yunus! Yaralanmak, tokat yemek, yere düşmek, terslik, irkilmek, ayakkabının bağının kopması ve benzeri şeyler hep beladandır. Ey Yunus, mümin Allah-u Teâlâ katında kırk gün geçtiği halde neden geldiğini bilmediği bir hüzünle de olsa onu günahlardan arındırmamasından daha değerlidir. Allah’a yemin olsun ki sizden biri dirhemleri önüne koyar, tartar, eksik olduğunu görür, bu yüzden üzülür, (yeniden tartar) bu defa doğru olduğunu görür. Bu bile onun bazı günahlarını düşürür.” (el-Bihar, 81/191/49). (Muhammed Muhammedî Reyşehrî, Mizanu'l-Hikmet).

OKAN EGESEL